13 Mayıs 2012 Pazar

Bilinmesi Gereken 5 Önemli Tipografik "KESİNLİKLE YAP" ve "SAKIN YAPMA"

Orjinal Metin:  5 More Typography Do’s and Don’ts Everyone Should Know 
by JOSHUA JOHNSON

Sakın: Yazıyı yoğun bir zemin üzerine kullanmayın...
Fotoğrafla yazıyı bir araya getirmek kolay değildir. Özellikle aşağıdaki gibi bir fotoğrafla çalışırken iş oldukça zordur.

Örnekte pekçoklarının yaptığı gibi, yazının okunabilmesi için kalın bir yazı karakteri seçilerek, beyaz dolgu rengi kullanılmış ayrıca koyu bir gölge ve dış çizgi eklanmiştir. Tüm bunlata karşın yazı halen okunmamaktadır.

Bu noktada en kolay çözüm fotoğraftan vazgeçmek, farklı bir fotoğraf arayışına girmek veya elde edilen bu hali ile yetinmek olabilir. Bu seçeneklerden hiçbiri bir tasarımcı için kesinlikle kabul edilemez olmalıdır.

Deneyimli bir tasarımcı bu sorunu basit ve şık bir buluşla kolayca çözümleyebilir.

Kesinlikle: Yazının okunabilmesini sağlayacak bir araçtan yararlanın...
Aşağıda yine aynı fotoğraf kullanılmaktadır. Fotoğrafın bütünlüğü korunmuş, görüntüdeki her öge kolayca algılanmaktadır. Eğer zorunlu olarak böyle bir fotoğraf kullanılacaksa yazının altına fotoğrafın görünürlüğünü azaltacak bir bant eklemek iyi bir yöntemdir denilebilir.

Yukarıda verilen örnek son derece genel, tipik ve sık görülen bir çözüm önerisidir. Burada esas dikkat edilmesi gereken konu şudur; yazı ögesini, zeminden ayıracak, okunmasını sağlayacak bir araç bulmak. Bu bir renk bandı, bir daire ya da başka düz bir fotoğraf olabilir.

Sakın: Benzer fontları bir arada kullanmayın...
Tasarım uyum içinde olmalıdır ancak bazen bu uyumu sağlamak adına aşağıdaki örnekte olduğu gibi çok benzer fontları bir arada kullanmak görsel olarak bir karışıklığa neden olur. 

Tasarım eğitimi almamış bir göz için yukarıdaki kombinasyonlar  çekinmeden etmeden olumlu ve kullanabilir seçeneklerdir. Fakat bunlar bir tasarımcı için hiç de uygun olmayan birleşmelerdir. Her eşleşmede kullanılan fontar birbirlerine oldukça benzemekte ancak uyum içinde değillerdir. Harfler arasında tırnak (serif) ağırlıklarında ve x-yüksekliklerinde çok az fark vardır. Eğer bu kadar benzer fontlar bir arada kullanılacaksa, aynı font kullanılması daha uygundur.

Aynı fontu farklı büyüklüklerde kullanmak kabul edilebilir ama bir birlerine çok benzer fonları bir araya getirmek tasarım açısında hiç uygun değildir.

Kesinlikle: Farklı fontları birlikte kullanın...
Tasarım sırasında yazının iki parçası da benzer görünsün isteniyorsa, aynı font kullanılmalıdır. Eğer amaç yazı gruplarının farklı görünmeleri ise bu durumda bir birlerine göre oldukça farklı ama uyumlu fontlar kullanılmalıdır.

Bu anlamda en kolay şekliyle tırnaklı ve tırnaksız fontlar bir araya getirilebilir. Ancak sadeliği korumak ve belli oranda zıtlık yaratmak ön koşul olmalıdır.

Kuralları değiştirin...
Başlangıç seviyesinde tasarım eğitimi almış biri için kurallara uymak önemli ölçüde yararlıdır. Ancak tasarım alanında unutulmaması gereken başka bir kural da kuralları değiştirmektir. Aşağıdaki eşleme bu duruma bir örnek olabilir.

News Gothic Extra Condensed ve Arial tırnaksız, eşit en fontlardır. Bu durum kurallara uygun görünmüyor olsa da bakıldığında oldukça iyi bir birleşme olarak değerlendirilebilir. Sonuç olarak kuralları uygulamadan önce bir zıtlık yaratmak adına bir buluş yapmak en iyi yöntemdir. Biri büyük diğeri küçük, biri kalın diğeri ince, biri sıkıştırılmış diğeri normal ağırlında kullanımlar gibi tipografik renklilikten yararlanarak eşlemeler yapmak gereklidir. 

Sakın: Çok fazla fontu bir arada kullanmayın...
İkiden fazla fontla çalışırken yapılan yanlışlardan birisi dikkat çekmesi açısından pek çok fontu ayrı işlevlerle farklı yazı alanlarında kullanmaktır. Belki de bu durum font klasörlerinde bulunan çok fazla sayıda yazı tipinden kaynaklanmaktadır.

Yukarıdaki örnekte görüldüğü üzere herşey oldukça karmaşıktır. Farklı yazı gruplarına göre farklı fontlara gereksinim duyulduğunda her fontu tamamen farklı kullanmak uygun bir çözüm değildir.

Kesinlikle: 2-3 font kullanın...
Bazı fontlar bir araya geldiklerinde bir birlerini çok iyi desteklerler. Aşağıdaki örnekte iki font kullanılarak yalın bir ifade elde edilmiştir.

Görüldüğü gibi dört alan da sadece iki font kullanılarak çok kolay okunabilir duruma getirilmiştir. Bu durum hem istenilen çeşitliliği hem de tasarımın gereği olan tutarlılığı sağlamıştır.

Sakın: Klişeleşmiş fontları kullanmayın...
Bazı fontlar aşırı kullanılmaktan dolayı klişe duruma gelmişlerdir. Bazıları klişe olsalar da çok iyi yazılardır. Helvetica buna en güzel örnektir. Ancak bazıları ise karşılaşılmaktan uzak durulan fontlar halini almıştır. Örneğin Comic Sans bazı tasarımcıların uzak durdukları. Aşağıdaki örnekte bir dönem heryerde karşılaşılan Brush Script kullanılmıştır.

Brush Script oldukça ağır olan vurguları ile son derece okunaksız bir yazı karakteridir. 

Kesinlikle: Farklı fontlar arayın...
Eğer internet bağlantısı varsa, pek çok fonta ulaşmak çok kolaydır. Bunlardan bazıları ücretsiz bazıları ise küçük ücretlerle satılmaktadır.


FontSquirrel gibi pekçok font sitesinden el yazısına benzer bir çok font bulmak olasıdır. Kesinlikle varolan yeni fontlar araştırılmalıdır.

Sakın: Tipografi tüm işi yapar sanmayın...
Tasarımda harflerle doğru uğraşmak, onları iyi düzenlemek kısacası tipografiyi iyi yönetmek işin bir parçasını oluşturmaktadır. Tasarımı oluşturan layout, renk, boşluk, zıtlık, leke, denge, ritm gibi diğer bileşenleri de en az tipografi kadar etkin ve uyum içinde kullanmak gerekmektedir. 

Tasarım bir bütünlük içinde ele alınmalıdır. Biri diğerinden ne daha güçlü ne de zayıf olmalıdır.

Kesinlikle: Tipografiyi güçlü tasarımlar yaratmak için kullanın...
Tasarımcılar tipografiyi doğru kullanmak için çok çaba harcamalıdırlar. Ancak yazı ögesinin kullanımı tasarım olgusunun sadece bir parçasıdır. Diğer bütün tasarım kurallarını kavrayıp, bunları tipografi ile deseklemelidirler.. 



Fotoğraf

Görüntüler







Sir Uranus Reader No:2


Annemler Günü...

Annem... anneler günün kutlu olsun... Senden uzak bir günün ne'si kutlu olacaksa o'su kutlu olsun... 7 yıldır senden uzak kutlamak ne kadar kutlamak ise... ... ... gerçi yanındayken ne kadar bildik kıymetini bilemiyorum ama... ... ... güzel annem seni çok çok ama çok seviyorum. yaşamın zorluğunu anladığım, hem de nasıl anladığım bir gündür benim için bu gün; Anneler Günü: Senin varlığına gereksinim duyduğum hergünden biri.

26 Nisan 2012 Perşembe

Ressam-Yazar Özden Selenge Söyleşisi hakkında...

Uzun zamandan bu yana izlenilen en hayranlık uyandırıcı söyleşiydi Özden Selenge'nin bugünkü performansı. Gerçekten çok heyecan vericiydi.

Başta fakülte öğrencileri Mine Korudağ, Işıl Acarel Erses ve Mehmet Sariler tarafından ders projesi olarak hazırlanmış belgesel denemesi izlenildi. Kayıtda sanatçı olmanın gerekleri hakkında konuşuyordu Özden Selenge. Şöyle diyordu; "Sanatçı olmak, sadece mükemmel bir şekilde uğraştığı sanat dalının gereklerini icra etmek demek değildir. Sanatçı insan çevresinde olup bitenlere karşı dokunsal, duyarlı, toplumsal, bireysel barıştan yana ve özellikle kendi ile barışık olmalıdır diyordu. Kısaca öncelikle insan olmalıdır demek istiyordu. Savaş karşıtı olmalı sanatçı insan diyerek ve altını çizerek devam ediyordu kamera karşısında konuşurken.

Daha sonra gerçek kendisi ile sohpete devam edildi. Fakülte hocalarından Sayın Mustafa Hastürk'ün sorularını yanıtlayarak sanatından söz ediyordu. Açıkçası video kaydından çok kendisini dinlemek daha büyük bir zevk oldu. Dikkat çeken, düşünmeye sevkeden sözlerinden biri de şu oldu; "Ben romanlarımı yazdıktan sonra okuyucularım tarafından aranıyorum ve yazdığım şeyleri okuyorlar bana. Ben mi yazmışım bunları diyerek bazen hayrete düşüyorum. Bir eserimi sonlandırdığımda o kadar yabancılaşıyorum ki ona, benim olmaktan çıkıyor artık." Sanatla uğraşmak odukça ilginç bir olgu, kendi beyninden, kalem ya da fırçayla dökülen sözlere yabancılaşmak. Senin olan senin değil artık... başkalarının. Sanat eleştirmeni-yazar Sayın Sıtkı Erinç de bu durumu sanat eserinin özelliklerinden biri olarak anlatmıştır. Bu durum, bir sanat objesinin iletişim aracı olarak değerlendirilmesinin çok büyük bir yanlış olduğunu, iletişimde iletinin tek ve değişmez sanata ise iletinin onunla etkileşim kuran kişilere bağlı olarak  değişkenlik göstediğini çok iyi açıklamaktadır.

Ayrıca söyleşinin sonlarına yaklaşırken, her alanda yutturulmaya çalışılan bir plasebo (yalancı ilaç) olan globalleşme, sanatta evrensel olma çabaları ve birileri tarafından onaylanmaya karşı olduğunu ifade eden Selenge; "Ben Amerika ya da Avrupa tarafından onaylanırsam daha iyi bir sanatçı olmayacağım." diyerek sözlerine son verdi.


Gökhan Okur
26 Nisan 2012, Lefkoşa





16 Mart 2012 Cuma

5 Mart 2012 Pazartesi

M.C. Escher

1994'de 3. sınıf öğrencisi iken  Escher'in  "Curl-up" adlı
taş baskısından hareketle, animasyon dersi
için yaptığım modelleme ve canlandırma denemesi.
 M.C. Escher "Curl-up" 1951 Lithograph